Anasayfa » Haberler » Depremden Afete Yolculuk

Depremden Afete Yolculuk

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Teknik akademi Ocak ayı webinar serisinin ilkinde BTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsa Yüksel  "Depremden Afete Yolculuk” başlıklı webinarda Türkiye’nin deprem gerçeğini, afet yönetim süreçlerini ve alınabilecek önlemleri anlattı.

Her depremin bir afet olmadığını söyleyen Prof. Dr. İsa Yüksel, afetin normal yaşam ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratarak toplulukları etkileyen, yerel imkân ve kaynaklarla üstesinden gelinemeyen bir süreç olduğunu aktardı. Bir depremin afetle sonuçlanmasının depremin büyüklüğü ve toplumun deprem karşısındaki savunmasızlığı parametrelerine bağlı olduğunu belirten Yüksel, “Hava durumu tahmini gibi nerede, ne büyüklükte deprem olacağını önceden bilmemizi sağlayacak bir sistem mevcut olmadığı için ilk parametreye müdahil olmamız söz konusu değil. Fakat toplumun depreme karşı savunmasızlığını arttıracak önlemler alınabilir. Toplumu afete dirençli hale getirmek için bireylerin afete dirençli toplum eğitimi alması ve yapılaşmaya ilişkin kurallara kısmen değil harfiyen uyması ile riskleri azaltabiliriz.” diye konuştu.

Afete dirençli toplum için afet yönetim sisteminin elzem olduğuna değinen Yüksel, “Dünyada çağdaş afet yönetim sistemleri olarak deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılacaklarla ilgili tüm süreçleri kapsayan bütünleşik afet yönetim sistemleri uygulanmakta. Bu kapsamda deprem öncesinde risk yönetimi yani kayıp ve zarar azaltma, tahmin ve erken uyarı, afet etki analizi gibi tehlikeden korunmaya yönelik çalışmalar yapılırken, deprem sırasında ve sonrasında da müdahale, iyileştirme, yeniden yapılanma gibi kriz yönetim süreçleri uygulanıyor.” ifadelerinde bulundu.

Ülke olarak kriz yönetimi konusunda kötü olmamakla birlikte risk yönetimi anlamında eksiklerin çok olduğunu vurgulayan Yüksel, “Risk yönetiminde en önemli faktörlerden biri zarar azaltmadır. Afete müdahale döneminden başlayarak bir sonraki afete kadar geçecek süre içerisinde toplumun afet etkilerinden korunması amacıyla alınması gereken teknik, idari ve sosyal önlemlere yönelik çalışmaların tümünü içerir. Zara azaltmanın en basit kuralı, önlenebilir tehlikeleri önleyici tedbir almak, önlenmeyenlere karşı koruyucu tedbirleri arttırmaktır. En geçerli zarar azaltma yöntemi denetleme mekanizmalarının hiç tavizsiz işletilmesidir. Fakat yasalarla getirilen kurallar, yasaklar ve yaptırımlar toplum tarafından doğru algılanmadığı sürece faydalı olmayacaktır. ” diye konuştu.

Tehlikenin meydana gelmesini önleyememekle birlikte tehlike meydana geldiğinde olayın afete dönüşmesini engellemek adına can kaybı ve yaralanmaları azaltma, ekonomik kayıpları ve yapı hasarlarını en aza indirme ve deprem sonrası normale nasıl dönüleceği üzerinde çalışılması gerektiğini ifade eden Yüksel depremin ancak bu şekilde bir afete dönüşmesinin önüne geçilebileceğini söyledi. Deprem konusuna yönelik bakış açısının değişmesi gerektiğini vurgulayan Yüksel, “Sorun faylar değil, yapı güvenliğidir. Yapı denetim sistemleri iyileştirilmeli. kentsel dönüşümle ilgili sorunlar belirlenmeli ve özellikle riskli yapı tespitleri doğru yapılmalı. Deprem sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ulaşım, iletişim, barınma, beslenme gibi ihtiyaçlara yönelik kent altyapılarının yeterli hale getirilmesi ve stratejik eylem planlarının sürekli güncellenmesi sürecin sağlıklı yönetilmesini sağlayacaktır.” dedi.