Anasayfa » Haberler » Değişen Dünya Dengeleri Türkiye ve Ortadoğu Konferansı

Değişen Dünya Dengeleri Türkiye ve Ortadoğu Konferansı

Bursa Teknik Üniversitesi’nde (BTÜ) Ortadoğu konusundaki çalışmalarıyla bilinen Doç. Dr. Mehmet Akif Okur “Yüzyılın Meydan Okuması; Değişen Dünya Dengeleri, Türkiye ve Ortadoğu” konulu konferans verdi.

Değişen uluslararası düzen ve önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin karşılaşabileceği durumlara değinen Okur, “100 yılın meydan okuması ile 100 yılda bir yüz yüze gelebileceğimiz tarzda bir dönüşümü kastediyoruz. Değişim tarih boyunca her aşamada karşılaştığımız bir durum. Fakat bazı değişimler rutinden farklılık arz etmekte ve bunlar da tarihsel kırılmaları oluşturmaktadır. Tarihsel kırılmalar üç ana sistemdeki krizlerle meydana gelir. Ekonomik krizler, anlamsal kriz ve jeopolitik krizler. Bu üç alandaki krizlerin eş zamanlı olarak oluşması tarihsel kırılmaları oluşturur. Suriye’deki iç savaş, Türkiye’nin pkk’ye karşı vermiş olduğu mücadele, Ortadoğu – Kafkasya bölgelerindeki çatışmalar bu kırılmanın yayılan dalgaları niteliğindedir. 2008’de ABD’de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan kriz ve hala devam eden etkileri ekonomik sistemdeki sapmanın bir göstergesidir. Sapmanın yaşandığı diğer bir sistem de anlam sistemidir. Büyük medeniyetlerin inanç sistemleri ve felsefelerinden oluşan anlam sistemlerinde yaşanan krizleri, medeniyetler kendilerini yenileyerek aşabilmişlerdir. Bugün bunun batıdaki karşılığı Avrupa Birliğidir. Fakat AB’ye baktığımızda ciddi bir anlam krizinin işaretlerini görürüz. AB’deki hakim Türkiye karşıtlığı ve islamofobi Batı’nın hakiki ötekisiyle yaşama konusunda sorunlu olduğunu göstermekte. Şimdiye kadar demokrasiden bahseden batı şimdi kuvvetli ırkçı refleksler üretmektedir. Batı’nın bu anlam krizini aşabilmesi kendi sokaklarına gelen misafiri kabul edebilmesi için yeni bir kimlik oluşturarak onu kendine uyumlu hale getirmesinden geçmekteydi. Fakat batı bunu beceremedi.” diye konuştu.

Avrupa’nın yalnızca dışa doğru değil kendi içinde de ciddi şekilde bölünme yaşadığını belirten Okur, “Batı’da ciddi bir anlam krizi var ve bu siyasi sistemlerine sirayet etmiş durumda. Batı’nın akil adamlarından Arnold Toynbee ırkçılığı batının belli dönemlerinden nükseden bir hastalığı olarak ifade eder. Ve ırkçılığı tek yenen medeniyet olarak Osmanlı’yı gösterir. Türkiye bu anlamda AB’nin bu hastalığını tedavi eden bir unsur olabilecekken AB bizi hep ötelemiştir. Tüm bunları kenara koyup doğu’ya yöneldiğimizde de çok önemli anlam sistemleri üretmiş medeniyetlerin sadece ekonomik kalkınmaya kanalize olduğunu ve insanlık sorunlarına çözüm üretecek bir yaklaşımda olmadığını görürüz. Ve maalesef islam coğrafyasında da iç açıcı bir manzara yok. İç savaşlarla sarsılıyoruz. Suriye, Irak’ta açık çatışmalar yaşanırken islam coğrafyasının diğer köşelerinde bunun yansımaları görülür. Yeryüzü doğusu ve batısıyla ciddi bir anlam krizinin eşiğindedir.” dedi.

1990’ların başında tek kutuplu dünyadan gücün belli merkezlere dağıldığı bir küresel düzene geçiş sonrası büyük mücadele dönemlerinin başladığını belirten Okur, “ABD, AB, Rusya ve Çin Ortadoğu, Suriye, Irak, Kafkasya ve Balkanlardaki çatışmalar üzerinden birbiriyle yürüttükleri mücadeleyi sürdürüyor. ABD’nin 2007’de askeri doktrinini değiştirmesinden Çin’deki ekonomik kalkınmayı kendine tehdit olarak gördüğünü anlıyoruz. ABD’nin deniz ablukası taktiği Çin’in dünyanın ana pazarlarına kara üzerinden ulaşabileceği bir sistem kurmasına sebep olmuştur. Bu durum da Türk kuşağındaki ülkeleri jeopolitik açıdan değerli hale getirmiştir. Bugün Kazakistan vb. ülkelerde kişi başına düşen gelir artmıştır. Benzer şekilde AB’nin yaşamış olduğu kriz sebebiyle AB ülkeleri birlik halinde değil, bağımsız bir şekilde kendilerine gelir getirecek coğrafyalarla iyi bağlantı kurmaya başladılar. Türkiye bu büyük jeopolitik dönüşümün tam da ortasında yer almakta.” diye konuştu.