Anasayfa » Haberler » AB Üyelik Sürecine Eleştirel Bakış

AB Üyelik Sürecine Eleştirel Bakış

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Mimar Sinan Yerleşkesi’nde BTÜ-SAN Öğretim Üyeleri Seminerleri kapsamında Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nuri Korkmaz’ın konuşmacı olduğu “Türkiye’nin AB Üyelik müzakereleri ve 15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası Türkiye-AB ilişkileri” konulu seminer düzenlendi.

Türkiye’nin, AB’ye üyelik sürecinin başlangıcından itibaren haksız uygulamalara maruz kaldığına değinen Korkmaz, “Türkiye ilk olarak 12 Eylül 1963 Ankara anlaşması ile AB-Türkiye ilişkilerinin hukuki temellerini oluşturmuş ve 1980’li yıllara kadar Yunanistan’la eşzamanlı bir süreç yaşamıştır. Fakat 1980 darbesiyle Türkiye-AB ilişkileri askıya alınmış, 1981’de ise Yunanistan AB üyeliğine kabul edilmiş ve Yunanistan bu durumu Türkiye’nin adaylık sürecini sürekli olarak veto etmek yönünde kullanacağını açıkça ifade etmekle birlikte 1999 Helsinki AB Konsey Zirvesi’ne dek bu kozunu kullanmıştır. Yine Özal yönetimi girişimleriyle AB üyeliği için başvuruda bulunan Türkiye, birlik içerisindeki ülkelerin entegrasyon sürecinin tamamlanması amacıyla ötelenmiştir. 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği sürecinde bile tarım-tekstil alanlarındaki imtiyazları kapsamamakla gelirinin büyük kısmını tarım ve tekstil sektöründen edinen İspanya, İtalya gibi ülkeleri korumacı bir tutum sergilenmiştir.” dedi. Helsinki zirvesiyle adaylık statüsü kazanan Türkiye’nin 2005’e kadar müzakere sürecinin başlatılmadığını aktaran Korkmaz, “Türkiye sürekli AB’nin bitmek bilmeyen isteklerini yerine getirmemek, Kıbrıs konusunda taviz vermemek, Kürt sorunu ve sözde Ermeni soykırımını tanımamakla suçlanmış ve adaylık için ek koşullar sıralamıştır. Benzer şekilde 2013’te başlayan vize serbestisi müzakereleri, Suriye’deki iç savaş ve mülteci krizi ve buna ek olarak Türkiye’deki terör ortamı bahane edilerek rafa kaldırılmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Recep Tayyip Erdoğan’nın Almanya’ya kaçacağı iddiaları Alman medyası tarafından yayılmış fakat bekledikleri sonuç gerçekleşmeyince halkın demokrasiye sahip çıkışı görmezden gelinmiş ve aleni olarak Türk düşmanı tavırlar sergilenmiştir. FETÖ üyelerinin AB ülkelerine sığınma taleplerinin kabul edilmesi de bunun en büyük göstergelerindendir. AB’nin Türkiye’nin üyelik sürecini baltalama sebeplerinden en büyüğü şüphesiz I.Körfez Savaşıyla birlikte Irak, İran, Suriye gibi çatışma bölgeleriyle komşu olmak istememesi ve Türkiye’nin bu alanda tampon bölge olarak kalmasının sağlanmasıdır. Fakat tüm bunlara rağmen Türkiye AB’ye sırtını dönmemeli eğitim, kültür gibi alanlarda ortak yürütülecek çalışmalarla etkileşimi sürdürmeli ve sağlam bir Türkiye imajını herkese olabildiğinde tanıtmaya çalışmalıdır.” diye konuştu.